Іздеу
Тамыз 23, 2017
  • :
  • :

Kırgız lider Atambayev: Türkiye’nin yardımlarını unutmayacağız

Kırgız lider Atambayev: Türkiye’nin yardımlarını unutmayacağız

AYDIN PAZARCI BİŞKEK   –   23.08.2012

Küreselleşmeyle birlikte ortaya çıkan neticeler Türk dünyasının entegrasyonuna engel mi, yoksa olanak mı?

Globalleşme sürecinin aramızdaki entegrasyonu engel olduğunu düşünmek ya da savunmak son derece yanlıştır. Küreselleşme birçok açıdan Türk halkları arasındaki ilişkileri güçlendirmeye yardımcı olmaktadır. Dünyanın giderek bir köy halini aldığı günümüzde bir tuşla veya bir tıklama ile dünyanın diğer ucuna ulaşabiliyorsunuz. Bir habere hemen ulaşabiliyorsunuz. İletişim teknolojisinin ilerlemesi, medya ve basının gelişmesi Türk halkları arasındaki entegrasyona büyük katkı sağlamaktadır. Bu açıdan globalleşme aramızdaki ilişkilere büyük katkı sağlamaktadır ve bizim için büyük bir şanstır.

Bağımsızlıktan bugüne Kırgızistan’ın Türkiye politikasını kısaca değerlendirir misiniz?

Halklarımız arasındaki ortak dil, inanç, tarih, kültür ve değerlerden güç alan ilişkilerimiz, geride kalan yirmi yıllık süre zarfında her alanda hızlı bir gelişme seyri göstermiş ve başbakan olduğum dönemde Nisan 2011’de Türkiye’ye gerçekleştirdiğim resmi ziyarette iki ülke arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ihdas edilmesiyle kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Benim açımdan bu olay tarihi bir önem taşımaktadır. Bu aynı zamanda bizim ilişkilerimizin en üst seviyede olduğunun da kanıtıdır. 24 Ekim 1997’de Türk Cumhuriyeti ile Kırgızistan arasında ‘Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’, 1 Temmuz 1999’da iki ülke devlet başkanlarının ‘Kırgızistan ve Türkiye: 21. Yüzyıla Beraber’ bildirisi ve 12 Ocak 2012’de Kırgızistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin yeni tarihsel aşamasını içeren Ortak Deklarasyon ile ilişkilerimiz daha da pekişmiştir. Türkiye ile siyasi, ticaret, ekonomik, eğitim, kültür ve askeri alandaki işbirliğimizi düzenleyen 120 tane anlaşma ve protokol imzalandı. Ayrıca, Türkiye ile ilişkilerimizde birlikte hareket etmek (müttefik olmak) ve stratejik ortaklığımızı en üst seviyeye çıkartmak Kırgızistan’ın ulusal çıkarları ile de paralellik taşıyor. Birleşmiş Milletler, AGİT, Türk Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı, Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (CICA) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) içerisinde de Türkiye ile yakın işbirliği içerisinde olduğumuzu hatırlatmak isterim.

Zirveler ‘Türkçe Konuşan Ülkeler’ ve ‘Türk İşbirliği Konseyi’ olarak adlandırılmasına rağmen zirve bildirgeleri ve konuşan dil en büyük sorun olarak görüldü. Ortak dil ve alfabe konusundaki fikirleriniz nelerdir?

Şu anda Türk Konseyi’ne üye halklarının tümü kendi dillerinde konuşuyor. Bunların hepsi Türkçe Konuşan Ülkeler sınıfına giriyor. Ortak Türk alfabesi oluşturmak için belli reformlar yapmak gerektiği kanaatini taşımaktayım. Bu sebeple her ülke tarihsel kimliğinin temel unsuru olan kendi öz dilini geliştirmesi ve sahiplenmesi lazım. Biz kendi içimizde bu konuyu tartışıyoruz. Ortak dil, Türk devletleri arasındaki işbirliğinin temel taşı olduğunu kabul etmekle bazı zorlukları olduğunu da biliyoruz. Ortak alfabe oluşturmak zor değil. Asıl zor olan oluşturulan bu ortak alfabeyi uygulamak yani hayatiyete geçirmek. Bunun en zor olduğu alan ise eğitim. Tek standarda sahip ortak ders kitaplarını hazırlamak ve bu konuda yeni metotlar geliştirilmesi lazım. Örgütün daimi danışma kurulu niteliğindeki Aksakallar Konseyi’nin tavsiyeleri doğrultusunda Türk Konseyi üye ülkelerden uzman akademisyenlerden oluşan bir “Terminoloji Komitesi” kuruldu.

Türk İşbirliği Konseyi’nin kurulmasının Türk Dili Konuşan Ülkeler arasındaki işbirliğinin gelişmesine ne gibi katkıda bulunduğunu düşünüyorsunuz? Türk İşbirliği Konseyi’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Türk İşbirliği Konseyi’nin kuruluşuyla, “Amelde Birlik” şiarının hayata geçirilmesinde tarihî bir adım atılmış oldu. Bu itibarla, Türk İşbirliği Konseyi’ni elbirliğiyle sahiplenmemiz gerekiyor. Asıl amacımız, kardeş halkların girişimci ruhunu ve potansiyelini harekete geçirmek. Sahip olduğumuz potansiyeli halkların yaşantısında somut ve olumlu etkiler doğuracak şekilde değerlendirmemiz için gerekli ortak adımları atmamız lazım. Hedefimiz bu birlikteliğimizin kendi coğrafyamızda barışa, güvenliğe ve kalkınmaya destek sağlamasıdır. Ortak maksadımız, ülkeler ve halklar arasında iş birliği imkânları yaratmak ve bölgenin barış, istikrar, huzur ve refahını pekiştirmektir. Türk halkları olarak gelecek nesillere bırakacağımız en önemli miraslardan birinin kurduğumuz bu konsey olduğuna inanıyorum. Konsey, ülkelerimiz ve halklarımızı birbirine daha sıkı kenetleyecek işbirliği imkânları oluşturacak ve bölgemizde barış, istikrar, huzur ve refah hakim olacaktır. Ülkelerimizin bulunduğu coğrafya büyük potansiyel vaat ediyor. Türk İşbirliği Konseyi’nin, Avrasya coğrafyasındaki mevcut işbirliği mekanizmalarını tamamlayan bir bölgesel teşkilat olarak kendini kısa sürede ispatlayacağına olan inancım tamdır. Bu birliğin oluşturulma fikrini ortaya koyan ve akabinde bu konuda girişimlerde bulunan Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’e Zaman Gazetesi aracılığı ile buradan teşekkür ediyor ve şükranlarımı sunuyorum.

Türk İşbirliği Konseyinin üye ülkelerin iş dünyasına ne gibi katkıları olabilir? Özellikle taşımacılık, ticaret ve gümrük sahalarında birliktelik sağlanmasına yönelik düşünceniz ve yaklaşımınız nedir?

Kardeş ülkeler olarak aramızda siyasi, kültürel ve sosyal konularda olduğu gibi ticari ve ekonomik konularda da ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz.

Türk Konseyi, başlatmış olduğu Ekonomik İşbirliği gündemi içerisinde özel sektörün başından itibaren yer almasına özen gösteriyor. Verimli sonuçlar doğuracak uzun vadeli işbirliğinin ancak kamu-özel sektör ortaklığı modeliyle başarıya ulaşabileceği anlayışıyla, projeler iş dünyasının mevcut ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde, iş dünyası kuruluşlarının fikri katkısıyla şekillendirilmiştir. Aynı paralelde, Ekonomi Çalışma grupları karma bir yapıda oluşturulmuş ve özel sektör kuruluşlarının yetkili kamu kurumlarıyla eşit söz hakkı ile çalışmalara katılımları sağlanmıştır. Öte yandan, üye ülkelerin iş dünyası kuruluşlarının Türk Konseyi ile başlayan genel yapılanma sürecine erken bir aşamada dahil olması teşvik edilmiş, Birinci Türk Konseyi Zirvesi’nde dört taraflı bir ortak ‘Türk İş Konseyi’ resmen kurularak ilk toplantısını gerçekleştirmiştir.

Cumhurbaşkanı seçilmenizden sonra iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldı. Türkiye ile olan ilişkilerinizde özellikle hangi konulara önem veriyorsunuz?

İki ülke ilişkileri arasında önem verdiğimiz konulardan birisi, ekonomik işbirliğidir. Ekonomik işbirliği deyince hem ticaret hem yatırımlar söz konusu oluyor. Türkiye 450 milyon dolarlık yatırım hacmi ile Kırgızistan’da ikinci büyük yatırımcı konumunda. 2010 yılı Haziran ayında Bişkek’te iki ülkenin hükümet başkanları düzeyinde yapılan toplantıda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 1 milyar dolar tutarına kadar ulaştırılması konusunda işbirliği konusu gündeme gelmişti. Ben iki ülke arasındaki ticari hacimde 1 milyar doları da aşacağımıza da inanıyorum. Kırgızistan’ın yatırım cenneti olması için bütün imkanlarımızı seferber ediyoruz. Özellikle Türk yatırımcıyı Kırgızistan’a daha çok yatırım yapmaya davet ediyorum.

Türkiye’nin Şubat 2011’de 10 ve Aralık 2011’de 10 milyon olmak üzere toplamda 20 milyon dolar hibede bulunmasını ve bunun bizim için önemini ayrıca belirtmek isterim. Ülkenin güneyindeki yaşanan istenmeyen olaylardan sonra yönetim olarak güney bölgesini yeniden kalkındırma hamlesi içine girdik. Türkiye güney bölgesinin kalkınmasına yardımcı olmak için 11 milyon dolar hibe etti. Bunun yanında 1 Aralık 2011’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yemin törenime geldiği zaman iki cumhurbaşkanının huzurunda Kırgızistan’ın Eximbank borçlarının silinmesine dair anlaşma da imzalandı. Son olarak da 28 Haziran 2012’de 100 milyon doları çok düşük faizli ve 6 milyon doları ise hibe olmak üzere toplamda 106 milyon dolarlık anlaşma imzalandı. Türkiye’nin bu yardımları bizim için tarihi ve asla unutulmayacak yardımlardır. Kalkınma ile ilgili sorunlarımızın çözümü yolunda TİKA teşkilatı çok büyük faaliyetler göstererek bizleri güçlü biçimde desteklemektedir.

Bişkek’teki yapılacak zirvede hangi konular ele alınacak? Ve bu zirveden beklentileriniz nelerdir?

Öncelikle Kırgızistan olarak böyle önemli bir konseye ev sahipliği yapmanın gururunu taşıdığımı ifade etmek istiyorum. Bişkek’te yapılacak olan Zirve, Türk Konseyi’nin ikinci zirvesi olacak. Zirvede ülkeler arasında “Eğitim, Bilim ve Kültür İşbirliği” konularını içeren yeni gündem maddelerini onaylayacağız. Aynı zamanda, geçtiğimiz yıl yapılan Almatı Zirvesi’nin konusu olan ekonomik işbirliğiyle ilgili ilerlemeler gözden geçirilecek. Dışişleri Bakanları Konseyi, Türk devletlerini ilgilendiren bölgesel ve uluslararası meseleleri ele alacak ve dış politikada daha sıkı koordinasyon için ortak perspektiflerin üzerinde duracak. Kurumsal anlamda ise Bişkek Zirvesi Türk dünyasının prestij simgeleri olmaya aday yeni kültür kurumları Türk Akademisi ve Türk Kültür Mirası Vakfı’nın kurulduğu yeni bir aşama olarak kayda geçecektir. Son olarak, Türk Konseyi’nin hukuki statüsünü belirleyen ikincil anlaşmaların Bişkek Zirvesi’nde tamamen sonuçlandırılmasını beklemekteyiz. Konseyde alınan kararları en iyi şekilde hayata geçirebildiğimiz takdirde hem konseye üye ülkeler arasındaki ikili meselelerin çözümü hem de bölgesel işbirliği anlamında olumlu hamleler yapabiliriz.

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1336395&title=kirgiz-lider-atambayev-turkiyenin-yardimlarini-unutmayacagiz




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir